Futbol ; Faİr Play, Cesaret, Mücadele ve Zafer...
real madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
real madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2011 Pazar

Deportivo vs. Real Madrid | Şampiyonluğa Elveda


Mourinho bir şey denedi. Beklerin önüne orjini kanat olan bir oyuncu koymadı. Yatayda ve geniş alanda etkili olabilecek, ayağı top yapan 4 orta saha oyuncusunu sahaya sürdü. İleriye de gezgin Ronaldo ile Benzema geçti. Diziliş 4-2-2-2 idi. Alonso, Lass Diarra, Mesut Özil ve Kaka. 4 oyun kurucu. 4 oyun kurucuyla sahaya çıktı takım. Lass'ı oyun kurucu pozisyonunda değerlendirmek yanlış olmaz bence, bir defansif orta sahaya göre hücumcu bir adamdır kendisi.

Bu doğru bir karar mıydı, tartışılır. Marcelo ve Sergio Ramos gibi 3-5-2'nin kanatları olabilecek nitelikte hücumcu beklerden yararlanmayı umdu Mourinho. Top geriden çıkarken Lass ve Xabi Alonso çakılı kaldılar, ilerideki 4 oyuncu ise kanatlara deplase oldular. Ama gerekli olan pas trafiğini gerçekleştiremediler. Ayağına topu alan her oyuncu takımı yönlendirmeye kalkınca karman çorman bir futbol çıktı ortaya.

Mourinho ikinci yarıda Di Maria ve Adebayor'u sahaya sürdü ve takım biraz düzeldi. Gol için yüklendiler ama bulamadılar. Ve bana göre bu sıradan puan kaybıyla şampiyonluktan artık tamamen koptular.


25 maçta 61 puan. 25 maçın yalnızca 6'sında puan kaybedilmiş. 2 mağlubiyet 4 beraberliği var takımın. Son derece güzel ve şampiyonluğa oynayan bir takım için en olağan tablolardan biri. Ama şu istatistiklere rağmen neden haftalar öncesinden şampiyonluktan koptular diyorum? Çünkü anormal bir Barcelona var. Çıtayı o kadar yükselttiler ki, gayet güzel ilerlemekte olan Real Madrid'in durumu "kötü" gibi gözüküyor. Limuzinden inip Renault Megane'a binmek gibi bir şey sanırım.

Aradaki 7 puanlık fark, Real Madrid'in elinde olan kozlar sayesinde en fazla 4'e inebilir. Ondan sonra hep rakiplere şans dileyecek Mourinho.

Deportivo 0 - 0 Real Madrid

Deportivo deplasmanındaki Real Madrid'den bahsederken Guti'yi es geçmek haksızlık olur. O enfes asisti bir kez daha hatırlayalım:

30 Kasım 2010 Salı

Ne Oldu Mourinho Başgan?


Maçı kesik kesik izlediğim için maçla ilgili taktiksel anlamda bir şey söyleyemem ama bir Real Madrid taraftarı olarak son derece utanç verici bir skorla karşılaştığımı söyleyebilirim. Barcelona her türlü favoridir dedik, kendi evlerinde oynuyorlar dedik, Real'i yenerler dedik... Ama bana maçtan önce bir tahmin yap deseydiniz, size en son söyleyeceğim skor 5-0 olurdu. Zira Mourinho'nun kariyerinde böyle bir skor yok. Porto, Chelsea, Inter ve Real Madrid ile çıktığı 500'e yakın maçta, hiçbir seferinde 5 farklı mağlup olmamış. Geçen sene Barcelona'yı Inter ile nasıl saf dışı bıraktığında bütün alkışları kendisine yönelttiysek, kendisini "ilah" mertebesine yükselttiysek; bu ağır skorun da tek sorumlusu Mourinho'dur. Maçtan sonra "Oyuncularım beni hayal kırıklığına uğrattı. Beklediğim şeyleri sahaya yansıtamadılar" demiş. E be Mourinho Reis, elinde hangi oyuncular olursa olsun; Barcelona'ya karşı hücum futbolu oynayarak galip gelinemeyeceğini bilmiyor musun?

Maçın sonunda Sergio Ramos'un gördüğü kırmızı kart hiç şaşırtmadı. Her El Classio'da yapıyor benzer harekeketler, skor da bu kadar fazla olunca dayanamayıp milli takım kaptanına geçirmiş tokadı. Mourinho'nun futbolcu olmuş hali yani. Bundan sonra ne olur? Real Madrid'in en kısa zamanda toparlayacağını düşünüyorum fakat şampiyon olma ihtimalleri bana göre çok düşük. Başında Mourinho'nun olduğu bir takım hakkında bu tür cümleler kurmak ileride g.t olmaya sebebiyet verebilir ama görüntü bu. Barcelona'nın oynadığı oyunun adı futbol değil, başka bir şey oynuyorlar. Futbol, yalnızca insanların oynayabileceği bir oyundur.

Yanlış anlaşılma olmasın. Skor bu kadar ağır diye Mourinho Mourinholuğundan bir şey kaybetmedi. Bana göre hala dünyanın en iyi 1 ya da 2. teknik direktörü. Guardiola'yı ise Porto'nun veya Inter'in başında da görmek isteriz.

Real Madrid mi? Mourinho ile şampiyonluk, belki seneye.
..

23 Ekim 2010 Cumartesi

Iker Casillas


Bizim ülkede 100 maçta forma giyene anında "Efsane" sıfatı yakıştırıyorlar. Efsane olmanın oynadığı maç sayısıyla alakasının olmadığını anlayamayanlar Sabri'yi de yapsınlar bakalım efsane. Carrager 2 ay önce Liverpool'da 500. maçına çıkmıştı. Efsanenin kralı o zaman. Casillas ise bambaşka. Hem Real Madrid'in hem de İspanya Milli Takımı'nın kaptanı. Bundan 8 ay önce Real Madrid ile 500. maçına çıkmıştı müthiş eldiven. Bugünkü Racing Santander maçında ise 527. kez bu formayı giyerek kulüp tarihinin en çok maça çıkan 10. futbolcusu oldu. Önünde aynı sayı ile Roberto Carlos var, onu egale etti. Bir maç daha oynarsa 9. olacak. 8. olması için ise 559 maçta oynayan bir başka Madrid efsanesi Pirri'yi geçmesi gerekiyor. Önünde oynayacağı uzuun yıllar olduğunu düşünürsek, listenin tepesine de çıkar Casillas. Oynadığı maçtan bağımsız olarak; gerçekten de şimdiden efsane olmuş durumda. Gerçek bir kaptan, lider, takımın en önemli isimlerinden... Boşuna Casillas olmuyorsun yani, boşuna kaptan yapmıyorlar seni...

1- Manuel Sanchis (712 maç)
2- Raul (655 maç)
3- Santillana (643 maç)
4- Francisco Gento (605 maç)
5- Fernando Hierro (598 maç)
6- Jose Antonio Camacho (577 maç)
7- Michel (560 maç)
8- Pirri (559 maç)
9- Roberto Carlos (527 Maç)
10- İker Casillas (527 Maç)

14 Mayıs 2010 Cuma

Madrid Yolcusu Kalmasın


İtalya'da şampiyon haftasonu belli olacak. Ligden düşen Siena evinde Inter'i ağırlayacak. Inter kazanırsa Jose Mourinho ile 2. olmak üzere üst üste 5. şampiyonluğuna ulaşacaklar. 2 haftadır Siena tarafından bu maça farklı hazırlanacakları yönünde haberler geliyor. Inter'i şampiyonluktan edip büyük bir sürprize imza atmak istiyorlar. Bana kalırsa Mourinho'dan geçmez o sürpriz. Aslında geçen hafta Totti gemisini ard arda iki gol atarak kurtarmasa lig orda bitecekti ama heyecan son haftaya taşındı.

İspanya'da ise benzer bir durum var. Barcelona kümede kalma savaşı veren Valladolid ile karşılaşıyor ve olası bir şampiyonlukta Real Madrid teknik direktörü Pellegrini'nin koltuktan indirileceği konuşuluyor. İlk gündeme gelen isim ise Jose Mourinho. Barcelona'ya uzun zamandır gıcık kendisi ve aynı duyguları paylaşan Madridliler Portekizli'yi takımın başında görmek istiyorlar.

Mourinho - Real Madrid konusuna geçmeden önce Pellegrini'yi konuşalım. Şilili teknik direktörün takımın başına geçtiğinde onca yıldız futbolcuyu nasıl idare edeceği, otoriteyi nasıl sağlayacağı ve Barcelona ile nasıl kapışacağına dair tartışmalar vardı. Kapasitesinin yetersizliğinden bahsediliyordu. Sezonun geneline baktığımızda bana göre başarılı olmuştur. 4 yenilgi ve 2 beraberliği var Real Madrid'in ve yenilgilerden ikisi Barcelona'ya karşı. Barcelona'dan 1 puan eksikleri var ve Barcelona'nın başarılı olduğu konuşulurken, Real Madrid çok afedersiniz itin götüne sokuluyor. Real Madrid bu maçlardan birini kazansaydı ve şu an sıralamada Barcelona'nın önünde olsaydı ne olurdu? Ne Jose Mourinho konuşulurdu ne de Guardiola. 1-2 puan bile çok büyük değişikliklere sebep olabiliyor. Ayrıca şu da var; takımın en önemli iki futbolcusu Cristiano Ronaldo ve Kaka uzun süreli sakatlıklar yaşadılar. Pellegrini özellikle Kaka'dan neredeyse hiç verim alamadı. Belki futbol olarak evet Barcelona'nın oldukça gerisindeler ama bana kalırsa Pellegrini bu sezon Guardiola'dan daha iyi bir performans göstermiştir.

Jose Mourinho konusunda da beklentinin aksi yönünde düşünüyorum. Kan uyuşmaz bana kalırsa. Jose Mourinho'nun takımları her zaman disiplinli, sakin, yıldız şovlarından uzak ve defansif bir görüntü çizerler. Real Madrid'de ise futbolcuların neredeyse tamamı ofansif. Hal böyle olunca Mourinho ister istemez Real Madrid'de daha çok hücumu düşünen bir futbol oynatmak zorunda kalacak ve bir anlamda kendi futbol görüşünden uzaklaşacak. Başkasına imkan vermiyor çünkü Real Madrid'in kadrosu. Cristiano Ronaldo'dan alan savunmasına katkı yaparak boşlukları doldurmasını, gerektiğinde rakibin ayağına kayıp top çalmasını bekleyemezsiniz. Belki transferlerle bir nebze yıldızların yükü taşınabilir. Makelele nasıl zamanında takımın tüm defansif sıkıntılarını gideriyorduysa, Jose Mourinho da Madrid'e gelirken yanında Cambiasso ve Thiago Motta'yı getirebilir. Cambiasso sıkıntı da yaşamaz, eski evine dönüş yapar.

Ama ne olursa olsun, bu yaz bu ikili oldukça fazla konuşulacak. Mourinho da yeşil ışık yaktı zaten, "Bir gün Madrid'e gideceğim." diye. Pellegrini tırnaklarını yiyordur şimdi.

10 Mart 2010 Çarşamba

Kritik viraj


Real Madrid Şampiyonlar Ligi'nde 9 kez şampiyon oldu. Son şampiyonluğu bundan 8 yıl önce ve son 5 sezondur da 2. turda eleniyorlar. Dünyanın gelmiş geçmiş en başarılı kulüp takımı kendini bu arenada yenilemiş değil. Real Madrid camiası şaşaayı, cümbüşü sever; yıldız futbolcuya aşıktır. Galacticos da kendini ne zamandır yenilemiyordu, nihayet Kaka, C. Ronaldo, Xabi Alonso, Benzema başta olmak üzere birçok yıldızı kadrolarına kattılar. Bu kadar yıldızın olduğu yerde takım olma duygusunun pek olmadığına inanılır ancak Real Madrid bu sezon La Liga'da enfes maçlar çıkarıyor. Barcelona'daki uyuşukluğu da fırsat bilerek lider oldular. Ve işin güzel tarafı, artık şampiyonluk için gereken kompakt oyunu oynayabiliyorlar. Xabi Alonso ve Lass Diarra ortasahaya çeki düzen veriyorlar. Kaka, hem bu ikiliye çok yardım ediyor hem de atılan gollerde rolü büyük. Higuain'i de katarsak, büyüleyici bir hücum hattı var Eflatun-Beyazlılar'ın. Bunun yanına göz zevkine hitap eden enfes hareketleri de katınca, seyrine doyum olmayan bir takım çıkıyor ortaya.

Real Madrid Şampiyonlar Ligi'nde 5 yıldır geçemediği turun ilk maçında Lyon'a 1-0 yenildi. Sevilla karşısındaki oyunlarıyla benim favorilerim bu tur adına. Ben bu sene final göreceklerini zannetmiyorum. Zira hala o olgunluğa erişmiş değiller. Daha organize bir defans lazım bu kulvarda. Ancak takımın üzerindeki bu kara bulutu dağıtmak için bir nefes şart. Lyon'u geçerlerse gelecek sene Avrupa arenasına daha büyük beklentiyle girip daha istekli olabilirler. Maça gelince; Real 2-0 kazanır, golleri Ronaldo ve Xabi Alonso atar.
Edit: Benim tahminler yalan oldu ama yapacak bir şey yok.

Ne Aramıştınız

''Hayata dair ne öğrendiysem futboldan öğrendim. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.''
Albert Camus.

Popüler Yazılar

Zİyaretçİler

Futbol Blog. Blogger tarafından desteklenmektedir.