Futbol ; Faİr Play, Cesaret, Mücadele ve Zafer...
inter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
inter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2010 Cuma

Madrid Yolcusu Kalmasın


İtalya'da şampiyon haftasonu belli olacak. Ligden düşen Siena evinde Inter'i ağırlayacak. Inter kazanırsa Jose Mourinho ile 2. olmak üzere üst üste 5. şampiyonluğuna ulaşacaklar. 2 haftadır Siena tarafından bu maça farklı hazırlanacakları yönünde haberler geliyor. Inter'i şampiyonluktan edip büyük bir sürprize imza atmak istiyorlar. Bana kalırsa Mourinho'dan geçmez o sürpriz. Aslında geçen hafta Totti gemisini ard arda iki gol atarak kurtarmasa lig orda bitecekti ama heyecan son haftaya taşındı.

İspanya'da ise benzer bir durum var. Barcelona kümede kalma savaşı veren Valladolid ile karşılaşıyor ve olası bir şampiyonlukta Real Madrid teknik direktörü Pellegrini'nin koltuktan indirileceği konuşuluyor. İlk gündeme gelen isim ise Jose Mourinho. Barcelona'ya uzun zamandır gıcık kendisi ve aynı duyguları paylaşan Madridliler Portekizli'yi takımın başında görmek istiyorlar.

Mourinho - Real Madrid konusuna geçmeden önce Pellegrini'yi konuşalım. Şilili teknik direktörün takımın başına geçtiğinde onca yıldız futbolcuyu nasıl idare edeceği, otoriteyi nasıl sağlayacağı ve Barcelona ile nasıl kapışacağına dair tartışmalar vardı. Kapasitesinin yetersizliğinden bahsediliyordu. Sezonun geneline baktığımızda bana göre başarılı olmuştur. 4 yenilgi ve 2 beraberliği var Real Madrid'in ve yenilgilerden ikisi Barcelona'ya karşı. Barcelona'dan 1 puan eksikleri var ve Barcelona'nın başarılı olduğu konuşulurken, Real Madrid çok afedersiniz itin götüne sokuluyor. Real Madrid bu maçlardan birini kazansaydı ve şu an sıralamada Barcelona'nın önünde olsaydı ne olurdu? Ne Jose Mourinho konuşulurdu ne de Guardiola. 1-2 puan bile çok büyük değişikliklere sebep olabiliyor. Ayrıca şu da var; takımın en önemli iki futbolcusu Cristiano Ronaldo ve Kaka uzun süreli sakatlıklar yaşadılar. Pellegrini özellikle Kaka'dan neredeyse hiç verim alamadı. Belki futbol olarak evet Barcelona'nın oldukça gerisindeler ama bana kalırsa Pellegrini bu sezon Guardiola'dan daha iyi bir performans göstermiştir.

Jose Mourinho konusunda da beklentinin aksi yönünde düşünüyorum. Kan uyuşmaz bana kalırsa. Jose Mourinho'nun takımları her zaman disiplinli, sakin, yıldız şovlarından uzak ve defansif bir görüntü çizerler. Real Madrid'de ise futbolcuların neredeyse tamamı ofansif. Hal böyle olunca Mourinho ister istemez Real Madrid'de daha çok hücumu düşünen bir futbol oynatmak zorunda kalacak ve bir anlamda kendi futbol görüşünden uzaklaşacak. Başkasına imkan vermiyor çünkü Real Madrid'in kadrosu. Cristiano Ronaldo'dan alan savunmasına katkı yaparak boşlukları doldurmasını, gerektiğinde rakibin ayağına kayıp top çalmasını bekleyemezsiniz. Belki transferlerle bir nebze yıldızların yükü taşınabilir. Makelele nasıl zamanında takımın tüm defansif sıkıntılarını gideriyorduysa, Jose Mourinho da Madrid'e gelirken yanında Cambiasso ve Thiago Motta'yı getirebilir. Cambiasso sıkıntı da yaşamaz, eski evine dönüş yapar.

Ama ne olursa olsun, bu yaz bu ikili oldukça fazla konuşulacak. Mourinho da yeşil ışık yaktı zaten, "Bir gün Madrid'e gideceğim." diye. Pellegrini tırnaklarını yiyordur şimdi.

29 Nisan 2010 Perşembe

Mourinho Böyle İstedi


Inter gibi bir takımın bu kadar katı defans yapmasını bu maç özelinde eleştirebilirsiniz, ilk maçtan, Barcelona'dan ve Mourinho'dan haberi olmayan birisi Inter'in bu defansını eleştirecektir. Ancak ilk maçta alınan 3-1'lik galibiyet, Barcelona'nın hafta içindeki çok hırslı görüntüsü ve deplasmanda oynanacak olması Mourinho'nun hücumu bu derece düşünmemesine sebep olmuş olabilir. Bu kadar katı defans yapmanın Motta'nın atılmasıyla çok alakalı olduğunu düşünmüyorum. Inter bütün maç ne yapacağını ilk 10 dakikada anlatmıştı herkese zaten.

Rakipten 10 kat daha fazla pas yapmak, %75 oranında topa sahip olmak, bütün maçı Ersun Yanal'ın deyimiyle rakibin birinci bölgesinde geçirmek, ama sadece 3 pozisyon bulup 1 gol atabilmek. Şampiyonlar Ligi yarı finalinden de elenmek. Barcelona'nın başına gelenlerin tek sebebi Mourinho'dur. Inter'in tüm maç boyunca savunma yapması daha önce görmediğimiz şeyler değil, La Liga'daki 3-4 takım hariç bütün takımlar Barcelona'ya karşı aynı düşünceyle çıkıyorlar. Ama Inter'in dün akşam yaptığı savunma rastgele bir savunma değildi. 90 dakika boyunca disiplini sadece bir kez kaybettiler, onda da golü yediler. Şaka gibi. Valdes'in eline top gelmedi bütün maç boyu. 90 dakikada Inter'in yaptığı toplam pas sayısı ise 67. Peki nasıl oluyor da bu kadar ezik görünen Inter turu geçiyor? Dedik ya, tek sebebi Mourinho'dur. Bazı futbol alimleri "Yea kardeşim bu kadar da savunma yapılır mı?" diye dursun. Barcelona'ya karşı defansif önlem almayıp diğer takımlara karşı oynadığın oyunu oynayınca galip gelmen mucize. Arsene Wenger bunu denemeye kalktı, 2 maçta 6 gol yedi. Ama kimse "Bravo Wenger" demedi, konuşulan konu yine Barcelona'nın yüzyılın takımı olduğu, Messi'nin uzaydan gelip gelmediği idi.

Bir diğer konu ise bu kadar iyi savunma yapıp çok az kart görme başarısını sağlamak. Motta'nın ucuz kırmızı kartının haricinde faul gerekçesiyle gördüğü kart yok Inter'li futbolcuların. Bu da Mourinho'nun yaptırdığı savunmanın ne kadar taktiksel ve disipline bağlı olduğunu gösteriyor. Diyarbakırspor Kadıköy'de Fenerbahçe'ye karşı savunma yaparken amaçları sadece rakibin ayağını kırmak, onlarla fiziki mücadelede bulunarak yıldırmaktı. Inter'li oyuncuların dün ikili mücadelelere girdiğini bile görmedim. Topa sahip olmadan, rakibe faul yapmadan, sadece yer değiştirerek, alanı savunarak nasıl rakibin tehlikeli olması engellenir konulu panel verdi dün akşam Mourinho'nun öğrencileri.

Bu şekilde oyunu çirkineştirmeden savunma yapan bir takım gelsin başımın üstüne otursun. Ama ne yazık ki ligimizdeki çoğu takımın savunma prensibi Alex'in, Arda'nın; rakibin en iyi oyuncusunun başına 3 kişi dikmek üzerine kurulu.

Finalde iki eski dost karşılaşacak. Van Gaal kulak, Mourinho ise boynuz görevini üstlenecek. Hocasına karşı bugüne kadar hiçbir saygısızlığı olmadı Mourinho'nun. Hatta "Dünyanın en iyisi Van Gaal" dediği bile olmuştu. Mourinho Inter için istiyor bu kupayı. Final her şeye gebe. Benim gönlüm Inter'den yana.

26 Nisan 2010 Pazartesi

Barcelona vs. Inter


Mourinho bana göre Guardiola'dan çok daha iyi bir teknik direktör. Guardiola'dan farklı, oyunun merkezini daha geride kurması, daha gerçekçi bir taktikle sahaya çıkması. Belki de Guardiola elindeki onca malzemeden dolayı rahat. "Bu takımı herkes şampiyon yapar" gibi bir ukalalık yapmak istemiyorum ama elimde Xavi, Iniesta, Messi gibi üç tane adam varsa ben de her maç saldırırım karşımdaki takıma. Mourinho biraz daha savunma güvenliğini ön planda tutup sahip olduğu topları en kısa sürede ileriye taşıma görevini veriyor oyuncularına. İlk maçta Barcelona'ya karşı bu sistem tutmuştu. Özellikle Cambiasso ve Motta defansa çok yardım edip kademeli bir biçimde rakiplerini karşılamışlar, Xavi'nin pas bağlantılarını kesmişlerdi. "Messi adam değil" diyenlere de gün doğmuştu haliyle. "Bak, herif Xavi'den pas alamadı, ne yaptı maç boyu?" diye tartıştılar. Mourinho da Mustafa Denizli değil elbette. Messi'nin başına adam dikip kendisini etkisiz hale getirmenin çok zor olduğunu anlamış, bunun yerine kusursuz bir alan savunması yaparak Messi'nin hareket alanını kısıtlamıştı.

Rövanşta Inter'in işi ilk maçtaki kadar kolay olmayacak. Barcelona tarafında herkes bu maça kilitlenmiş vaziyette. Ibrahimoviç "Finale çıkmak için onları yeneceğiz" diyor. Laporta ise taraftardan destek bekliyor. Benim görüşüm, Barcelona maçın hemen başında bir gol bulmazsa, ilk yarı 0-0 ya da 1-0 kapanırsa, Inter bu turu vermez. Skorun da güveniyle daha azimle savaşırlarsa, fiziki olarak da üstün gelip maçı da turu da koparabilirler, Camp Nou'da gözyaşlarının akmasına sebep olabilirler. Ben Mourinho'nun yerinde olsam (bu kalıba da hastayımdır), maçın başında deli gibi savunma yapardım. 20-25 dakika Barcelona'yı durdurunca gerisi mecbur gelir zaten. Ama maçın başlarında yenen şok bir gol, bütün maçı alıp götürür.

Benim gönlüm Inter'den yana. Güzel bir maç bizi bekliyor kesinlikle.

Ne Aramıştınız

''Hayata dair ne öğrendiysem futboldan öğrendim. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.''
Albert Camus.

Popüler Yazılar

Zİyaretçİler

Futbol Blog. Blogger tarafından desteklenmektedir.