Futbol ; Faİr Play, Cesaret, Mücadele ve Zafer...
şampiyonlar ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şampiyonlar ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Bayern Münih 0 - 2 Inter


Basit olacak belki ama futbol 90 dakikadır ve Jose Mourinho kazanır. Yine hücumda büyük bir kısırlık, yine savunmada müthiş bir taktik disiplin, yine topa az sahip olma ve yine zafer. Jose Mourinho yine büyük bir iş başardı.

Ben Inter'in hücumda daha aktif olmasını, en azından Barcelona karşısında oynadığı savunma futbolunun aynısını oynamamasını, biraz daha ileride fazla gözükmesini bekliyordum ama Barcelona maçının benzerini izledik. Milito ve Sneijder ileride kaldılar, Eto'o ve Pandev kanatları kapattılar ve Cambiasso ile Zanetti defansif organizasyonu sağladılar. Top rakipteyken iki net çizgi çizdi Inter. Maicon-Lucio-Samuel-Chivu savunması, önlerinde sağ çizgide Eto'o, sol çizgide Pandev ve merkezde de Cambiasso ile Zanetti. Öyle ki, top Bayern Münih'teyken iyice gömüldü Inter ve Bayern Münih tüm maç boyunca ortadan tek atak yapamadı. Tüm topları kanatlara gönderdiler ve görevi azalan Cambiasso-Zanetti ikilisi de içeriye girince, gelen ortaların hiçbirisi tehlike oluşturmadı. Ben daha değişken taktikler bekliyordum açıkçası, ancak Van Gaal pek müdahale etmedi takıma. Yapılan ortaların hiçbiri tehlikeli olmamışken başka hiçbir çözüm üretememeleri Inter'in işine geldi.

Zaten az topla buluşan Inter, bunları çok çabuk hücuma aktarıp yüzde 100 etkili olacak şekilde kullanınca, 4 kez kaleyi bulan şutların 2'si gol oluyor maalesef. Milito... Büyük maçların adamı diyorum ben kendisine. Kupa finalinde takımın tek golünü o attı, ligin son maçında takımın tek golünü o attı ve Şampiyonlar Ligi finalinde 2 gol daha attı. Büyük topçu kendisi.

Maçı eleştirel gözle izlemediğim için derin analizlere giremeyeceğim ama diyeceğim şey şudur ki, bu maç Inter açısından Barcelona maçından daha kolay geçmiştir. Beklentimin altında bir Bayern Münih vardı sahada.

Ve ve Mourinho... Gelecek sezon bu statta olur mu yine bilemem ama, tarihin en başarılı teknik direktörlerinden birisi olduğu kesindir. 8 sezonda 2 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, 2 Şampiyonlar Ligi yarı finali, 1 Uefa Kupası şampiyonluğu ve 6 lig şampiyonluğu... Müthiş bir kariyer şimdiden. Fenerbahçe'de izleyebilsek keşke...

21 Mayıs 2010 Cuma

Bayern Münih vs. Inter


Ne hikaye ama! 3 yıl boyunca hem tercümanlığını hem de yardımcılığını yaptığın hocayla yolların ayrılsın, ayrıldıktan sonra hem sen hem de hocan başarıdan başarıya koşsun ve kader sizi bir Şampiyonlar Ligi finalinde buluştursun.


Bugüne kadar herhangi bir husumetleri de olmayan Van Gaal ve Jose Mourinho'nun takımları karşı karşıya gelecekler. Bu bakımdan maçın her saniyesi ayrı bir zevk içinde, iki taktik dehanın savaşı şeklinde geçecek.


Her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünen, önlemini her zaman alan, futbolcularına sözünü dinlettiren iki hoca. Jose Mourinho'nun Van Gaal'dan öğrendiği en iyi iş rakibin nasıl durdurulması gerektiğidir. Mourinho gerektiğinde müthiş bir hücum futbolu da oynatır takımına, katı bir defans futbolu da. Kimse de kendisini eleştirmez çünkü Mourinho olabilecek en iyi senaryoyu yazmış, rakibin etkinliğini bu şekilde aşağıya indirmiştir. Hiçbir zaman sürekli hücum eden ya da sürekli defans yapan bir takım sürmez Mourinho sahaya. O gün eğer rakip kontrollü bir futbolla durdurulacaksa, ilk golü atana kadar rakibin açığını bekler ve oradan vurur, ardından pas futboluna dayanan bir savunma sistemine çekilir. Tıpkı kupa finalindeki Roma maçı gibi. Eğer rakip Barcelona gibi sürekli hücum eden ve az açık veren bir takımsa, bu durumda bu kibirli adamın yaptığı şey, katı bir defans yapmaktır. Bu tarz katı defans yaptığı maçlar çok azdır zira Barcelona ve ona yaklaşan bir oyun oynayan takım sayısı çok azdır, olanlar da Şampiyonlar Ligi'ndedir. Özetlemek gerekirse, Mourinho kazanmak için sistemini kurar. Her maç aynı sistemi oynamaz, rakibe göre değişkenlik gösterebilir.


Van Gaal ise rakipten bağımsız olarak kendi futbolunu oynamaya çalışan ve rakibe göre oynamayı birinci planı haline getirmeyen bir teknik direktördür. O'nun futbol görüşüne göre, bir takımın belirli bir taktiği olmak zorundadır ve her zaman kazanmak, kazanmak için de göze hoş gelen bir futbol oynamak zorundadır. Sahanın her santimetre karesinde bir taktik disiplin uygulayan, futbolcuların da zamanla bu sisteme alıştığı ve artık zevk aldığı bir takım yaratır Hollandalı. Futbolcusu kafasına göre hareket edemez, yapması gereken işler vardır ve bu işleri doğru yapmak zorundadır, takımın taktik disiplinine uymayan futbolcunun ismi ne kadar büyük olursa olsun, Van Gaal gözünün yaşına bakmaz.

Bu bakımdan ben maçın her türlü sonuca açık olabileceğini düşünüyorum, hiçbir sonuç benim açımdan sürpriz olmaz zira her iki hoca ve her iki takım, bu dünyadaki bütün takımları yenebilecek güçtedir.

Oturanlardan en sağdaki Mourinho

Maçın kilit adamları bana göre Cambiasso ve Robben olacaktır. Genelde oyunun merkezini geride kuran Inter, hem defansta hem de hücumda Cambiasso'dan çok fazla yararlanıyor. Rakibi karşılayan ilk futbolcu her zaman Cambiasso oluyor, ileriye atılacak toplar hep Cambiasso'nun ayağından çıkıyor. Öte yandan Robben, Bayern Münih'in akıcı ve Van Gaal'in aklındaki seyirciyi mest eden futbol oynamasını sağlayan en önemli futbolculardan biri. O'nun aldığı topları ileriye hızlıca taşıması, Bayern Münih adına çok önemli zira hem ileride çok adamla kısa sürede toplanılmasını sağlıyor hem de rakibin dengesini bozup daha kolay gol atılmasını sağlıyor.

Ben Mourinho'nun maça istekli başlayacağını düşünüyorum ve ilk 10 dakikada Bayern Münih sürpriz bir gol atmazsa, maçın ilk golünün Inter tarafından atılacağını tahmin ediyorum. 0-0 devam eden tüm dakikalar Inter için bir avantaj çünkü fizik gücü oldukça iyi olan ve dakikalar ilerledikçe direnci daha da artan bir takım Inter. Önemli olan ve belki de bütün maçın kaderini etkileyecek iki soru var: 1) Bayern Münih çok erken bir gol bulabilecek mi? 2) Inter ilk golü atarsa defansa mı çekilecek yoksa 2.yi mi arayacak? 1. seçenek Bayern Münih açısından çok avantaj sağlar zira gol bulmak isteyen Inter daha açılır ve Bayern Münih'in istediği bir ortam olur. 2. seçenekte ise eğer Inter defansa çekilirse bütün maçı alıp götürebilirler ancak yenebilecek olası bir gol, tüm planları alt üst eder. Ben maçı bu iki seçeneği göz önünde bulundurararak izleyeceğim ama ben bunları düşünmeden önce her iki teknik adam bunları çoktan düşünmüştür zira ikisi de maçtan önce rakibi çok iyi analiz eden hocalar. Mourinho daha çok rakibe göre oynuyor, o ayrı konu.

Benim açımdan bu maç Bayern-Barcelona maçından daha ilgi çekicidir zira hem Barcelona çok ağır basacaktır ve maçtan önce çok fazla bir şey vaat etmeyecektir hem de artık finalde yeni takımlar izlemek lazım. Bayern-Inter maçı her sonuca açık bir maç ve birinin diğerini ağır bir üstünlük sağlayacağını düşünmüyorum, ortada geçecektir büyük ihtimalle.

Sonuç ne olursa olsun kesinlikle zevkli bir maç olacağını tahmin ediyorum. Benim gönlüm Inter'den yana. Skor da tahmin edeyim tam olsun: Inter 2-1 yener, Olic, Milito ve Maicon ağları sarsar.

29 Nisan 2010 Perşembe

Mourinho Böyle İstedi


Inter gibi bir takımın bu kadar katı defans yapmasını bu maç özelinde eleştirebilirsiniz, ilk maçtan, Barcelona'dan ve Mourinho'dan haberi olmayan birisi Inter'in bu defansını eleştirecektir. Ancak ilk maçta alınan 3-1'lik galibiyet, Barcelona'nın hafta içindeki çok hırslı görüntüsü ve deplasmanda oynanacak olması Mourinho'nun hücumu bu derece düşünmemesine sebep olmuş olabilir. Bu kadar katı defans yapmanın Motta'nın atılmasıyla çok alakalı olduğunu düşünmüyorum. Inter bütün maç ne yapacağını ilk 10 dakikada anlatmıştı herkese zaten.

Rakipten 10 kat daha fazla pas yapmak, %75 oranında topa sahip olmak, bütün maçı Ersun Yanal'ın deyimiyle rakibin birinci bölgesinde geçirmek, ama sadece 3 pozisyon bulup 1 gol atabilmek. Şampiyonlar Ligi yarı finalinden de elenmek. Barcelona'nın başına gelenlerin tek sebebi Mourinho'dur. Inter'in tüm maç boyunca savunma yapması daha önce görmediğimiz şeyler değil, La Liga'daki 3-4 takım hariç bütün takımlar Barcelona'ya karşı aynı düşünceyle çıkıyorlar. Ama Inter'in dün akşam yaptığı savunma rastgele bir savunma değildi. 90 dakika boyunca disiplini sadece bir kez kaybettiler, onda da golü yediler. Şaka gibi. Valdes'in eline top gelmedi bütün maç boyu. 90 dakikada Inter'in yaptığı toplam pas sayısı ise 67. Peki nasıl oluyor da bu kadar ezik görünen Inter turu geçiyor? Dedik ya, tek sebebi Mourinho'dur. Bazı futbol alimleri "Yea kardeşim bu kadar da savunma yapılır mı?" diye dursun. Barcelona'ya karşı defansif önlem almayıp diğer takımlara karşı oynadığın oyunu oynayınca galip gelmen mucize. Arsene Wenger bunu denemeye kalktı, 2 maçta 6 gol yedi. Ama kimse "Bravo Wenger" demedi, konuşulan konu yine Barcelona'nın yüzyılın takımı olduğu, Messi'nin uzaydan gelip gelmediği idi.

Bir diğer konu ise bu kadar iyi savunma yapıp çok az kart görme başarısını sağlamak. Motta'nın ucuz kırmızı kartının haricinde faul gerekçesiyle gördüğü kart yok Inter'li futbolcuların. Bu da Mourinho'nun yaptırdığı savunmanın ne kadar taktiksel ve disipline bağlı olduğunu gösteriyor. Diyarbakırspor Kadıköy'de Fenerbahçe'ye karşı savunma yaparken amaçları sadece rakibin ayağını kırmak, onlarla fiziki mücadelede bulunarak yıldırmaktı. Inter'li oyuncuların dün ikili mücadelelere girdiğini bile görmedim. Topa sahip olmadan, rakibe faul yapmadan, sadece yer değiştirerek, alanı savunarak nasıl rakibin tehlikeli olması engellenir konulu panel verdi dün akşam Mourinho'nun öğrencileri.

Bu şekilde oyunu çirkineştirmeden savunma yapan bir takım gelsin başımın üstüne otursun. Ama ne yazık ki ligimizdeki çoğu takımın savunma prensibi Alex'in, Arda'nın; rakibin en iyi oyuncusunun başına 3 kişi dikmek üzerine kurulu.

Finalde iki eski dost karşılaşacak. Van Gaal kulak, Mourinho ise boynuz görevini üstlenecek. Hocasına karşı bugüne kadar hiçbir saygısızlığı olmadı Mourinho'nun. Hatta "Dünyanın en iyisi Van Gaal" dediği bile olmuştu. Mourinho Inter için istiyor bu kupayı. Final her şeye gebe. Benim gönlüm Inter'den yana.

26 Nisan 2010 Pazartesi

Barcelona vs. Inter


Mourinho bana göre Guardiola'dan çok daha iyi bir teknik direktör. Guardiola'dan farklı, oyunun merkezini daha geride kurması, daha gerçekçi bir taktikle sahaya çıkması. Belki de Guardiola elindeki onca malzemeden dolayı rahat. "Bu takımı herkes şampiyon yapar" gibi bir ukalalık yapmak istemiyorum ama elimde Xavi, Iniesta, Messi gibi üç tane adam varsa ben de her maç saldırırım karşımdaki takıma. Mourinho biraz daha savunma güvenliğini ön planda tutup sahip olduğu topları en kısa sürede ileriye taşıma görevini veriyor oyuncularına. İlk maçta Barcelona'ya karşı bu sistem tutmuştu. Özellikle Cambiasso ve Motta defansa çok yardım edip kademeli bir biçimde rakiplerini karşılamışlar, Xavi'nin pas bağlantılarını kesmişlerdi. "Messi adam değil" diyenlere de gün doğmuştu haliyle. "Bak, herif Xavi'den pas alamadı, ne yaptı maç boyu?" diye tartıştılar. Mourinho da Mustafa Denizli değil elbette. Messi'nin başına adam dikip kendisini etkisiz hale getirmenin çok zor olduğunu anlamış, bunun yerine kusursuz bir alan savunması yaparak Messi'nin hareket alanını kısıtlamıştı.

Rövanşta Inter'in işi ilk maçtaki kadar kolay olmayacak. Barcelona tarafında herkes bu maça kilitlenmiş vaziyette. Ibrahimoviç "Finale çıkmak için onları yeneceğiz" diyor. Laporta ise taraftardan destek bekliyor. Benim görüşüm, Barcelona maçın hemen başında bir gol bulmazsa, ilk yarı 0-0 ya da 1-0 kapanırsa, Inter bu turu vermez. Skorun da güveniyle daha azimle savaşırlarsa, fiziki olarak da üstün gelip maçı da turu da koparabilirler, Camp Nou'da gözyaşlarının akmasına sebep olabilirler. Ben Mourinho'nun yerinde olsam (bu kalıba da hastayımdır), maçın başında deli gibi savunma yapardım. 20-25 dakika Barcelona'yı durdurunca gerisi mecbur gelir zaten. Ama maçın başlarında yenen şok bir gol, bütün maçı alıp götürür.

Benim gönlüm Inter'den yana. Güzel bir maç bizi bekliyor kesinlikle.

Ne Aramıştınız

''Hayata dair ne öğrendiysem futboldan öğrendim. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.''
Albert Camus.

Popüler Yazılar

Zİyaretçİler

Futbol Blog. Blogger tarafından desteklenmektedir.