Farklı yaş gruplarından takipçi ve oyuncu kitlesine sahip olan bu oyunun en önemli noktalarından bir tanesinin de iddaa tahminleri olduğu şüphesiz. Bir maçın sonucunu önceden tahmin etmek en zor işlerden bir tanesidir. İddaa severlere bu konuda yardımcı olmak ve kazanmalarını kolaylaştırmak adına kurulan iddaamaclari.com her geçen gün artan ziyaretçi ve takipçi sayısıyla bu alanda adını duyurmaya başlamıştır. Sitede günlük iddaa bülteni,maç yorumları,canlı skorlar,iddaa kuponlarının yanı sıra futbol ve basketboldan önemli spor gelişmelerini de bulmanız mümkün. Siz de bu keyifli platforma katılıp eğlenirken aynı zamanda da kazanabilirsiniz.
8 Şubat 2013 Cuma
Farklı yaş gruplarından takipçi ve oyuncu kitlesine sahip olan bu oyunun en önemli noktalarından bir tanesinin de iddaa tahminleri olduğu şüphesiz. Bir maçın sonucunu önceden tahmin etmek en zor işlerden bir tanesidir. İddaa severlere bu konuda yardımcı olmak ve kazanmalarını kolaylaştırmak adına kurulan iddaamaclari.com her geçen gün artan ziyaretçi ve takipçi sayısıyla bu alanda adını duyurmaya başlamıştır. Sitede günlük iddaa bülteni,maç yorumları,canlı skorlar,iddaa kuponlarının yanı sıra futbol ve basketboldan önemli spor gelişmelerini de bulmanız mümkün. Siz de bu keyifli platforma katılıp eğlenirken aynı zamanda da kazanabilirsiniz.
5 Şubat 2013 Salı

Not: Takipçi bir arkadaşın göndermiş olduğu bir yazıdır.
24 Ağustos 2012 Cuma
Aykut Kocaman Alex'siz takım yaratmanın planlarını, provalarını yapacağım dediğinde arkasında durduk. Alex gittikten sonra takım sudan çıkmış balığa dönmesin, en azından ortada bir fikir olsun; hoca doğru yapıyor diye düşündük. Nihayetinde Alex efsane bir futbolcu, çok değerli bir figür fakat yetmediği yerlerde de zaman zaman yedek kalmalı. Kendisini aşırı derecede sevmeme rağmen kızağa çekilmesine göz yumacaktım ben de. Fakat işler değişti. Aykut Kocaman Alex olmadan nasıl bir Fenerbahçe takımı kuracağına dair bir plan, planı geçtim fikir bile koyamadı ortaya. Her maç farklı diziliş, her maç farklı kadroyla oynadı takım. Alex yoksa top ileriye nasıl taşınacak mesela? Alex - Emre ikilisi varken bile geçtiğimiz sezonlarda bu sıkıntı yaşanıyorken ikisinin olmadığı bir orta saha takımı nasıl hücuma çıkaracak? Krasic gibi potansiyeli yüksek fakat öncelik bakımından gereksiz bir adam alındı, merkezdeki kara delik öylece duruyor. Bu işin teknik tarafı.
Bir de işin Alex ve insani yönünden bakmak gerekirse; kaptanın da hatalı olduğu noktalar yok değil. Seni yedeğe çeken teknik direktörü uluorta yerde kıskançlıkla suçlayamazsın. Bu takımda herkes yedek kaldı, sen ilk değilsin. Bu resmen hocayı taraftarın önüne atmak, sorun yaratmak.
İki efsaneyi de çok seviyorum ve bir seçim yapmayacağım. Sadece ikisinin de hatalı noktalarının olduğunu söylemek istiyorum ve bu sorun ikisinden biri gitmediği sürece çözülmeyecek gibi gözüküyor. Şimdi ortada ligde ağır bir Galatasaray favoriliği varken Şampiyonlar Ligi'nde de kritik bir Spartak Moskova maçı var. Hoca Alex'i ilk maçta oynatmadı ve Gaziantep maçında da oynatmayacak. Eğer Alex'i Kadıköy'deki Spartak maçında oynatmazsa ve takım elenirse okların hedefi haline gelecek. Yok eğer gruplara kalırsak ve Alex'siz yola devam edip ligde iyi sonuçlar gelirse de haklılığı ortaya çıkacak. Sonuçta tercih kendisinin, Alex'le ilgili tüm kararları veren o.
8 Ağustos 2012 Çarşamba
Fenerbahçe dengi olmayan bir rakibi karşısında turun iki 90 dakikasında da çoğu zaman zorlanmasına rağmen kalitesiyle ve bireysel başarılarla şimdilik başı dik olan taraf. İlk maçı fazla izlemediğim için direkt olarak ikinci maçla alakalı konuşayım.
Aslında bu maçı yalnızca 90 dakikadan ibaret görmemek gerek, bir nevi Fenerbahçe'yle alakalı referans alabileceğimiz bir maç oldu, eksik gedikler ortaya çıktı ve büyük resim yavaş yavaş tamamlanıyor ama buna sonra değinelim.
Fenerbahçe ilk 15 dakikaya iyi başladı. Tempo iyiydi, her koldan rakip tehdit ediliyordu ve gol de çabucak geldi. Rakip bu dakikalarda ileriye çıkamıyordu, kendi yarı sahasına gömülmüştü ve bu da Fenerbahçe'nin işine gelmişti elbette ama sanırım bu görüntü bizi yanılttı. Zira golden sonra Vaslui -ihtiyacı olduğu üzere- ileriye çıkmaya başladı ve hiç zorluk yaşamadan bunu başardı. Hücumda ne yapmak istiyorlarsa yaptılar, Fenerbahçe'den etkili pres ya da kuvvetli bir alan savunması da gelmeyince kontrol ev sahibi ekibine geçti. Golü de buldular ve çok net, çok açık bir goldü bu. Ortanın merkezinde hiçbir sertlik görmeden ilerleyen rakip oyuncu, topu kanada taşıdı ve her ne kadar defansta olmadık bireysel hatalar meydana gelse de rahat bir gol gördü kalesinde Fenerbahçe. Şampiyonlar Ligi seviyesi için basit, yenmemesi gereken bir goldü ve haftalardır altını çizdiğimiz noktada bizi haklı çıkardı bu görüntü. Takımın en acilinden en az bir, mümkünse iki orta sahaya ihtiyacı var. Cristian - Selçuk ikilisi bağıra bağıra biz bu takımda 4-2-3-1'in orta ikilisi olamayız diye sesleniyorlar, bu gürültüye ilerleyen dönemlerde Mehmet Topal da eşlik edecektir çünkü üçü de birbirlerinden yapı itibariyle fazla farklı olmayan oyuncular.
Cristian - Selçuk ikilisi geride agresif değillerdi, alanı iyi kapatamıyorlardı; hücumda ise pas oyununa katkıları yoktu. Haliyle Alex ve Kuyt ikilisi ilerde yalnız kaldılar, Alex sık sık geriye gelmeye çalıştı ve dakikalar ilerledikçe verimi düştü. Allahtan Kuyt'ta 23'lük delikanlı gibi ciğer var da oyundan hiç kopmadı. Oyun da merkezdeki bu nitelik eksikliğinden dolayı kanatlara yığıldı, özellikle Gökhan Gönül'ün bindirmeleri iyiydi. Hasan Ali çizgiye fazla inmiyor, zamanla inecektir diye ümit ediyorum ama önlü arkalı oynadığı Caner ya da Stoch'tan herhangi biriyle bir uyumu yok gibi, burası negatif yön.
Fenerbahçe yediği golden sonra kontrolü tamamen rakibine verdi, adeta sahadan silindi ve ilk yarı 1-1 sona erdi.
İkinci yarıya Vaslui haklı bir penaltı kazanarak başladı, Volkan kendi klasiği olduğu üzere penaltıyı kurtardı, bu çok değerli bir kurtarıştı; turla eşdeğer bir kurtarış. Ardından kontrol yavaş yavaş Fenerbahçe'ye geçmeye başladı, bunda rakibin gardının düşmesinin de sebebi vardı. Kalite eksiği olan takımlar bunu defans yapıp kontrataktan gol atmaya çalışarak kapatırlar fakat Vaslui ikinci yarıda hücumda hiç etkili değildi ve kaçan penaltı da rakibin fişini tamamen çekti. Ardından Fenerbahçe'nin golleri geldi. Kuyt ve Sow'un golleri şahaneydi. Neticede 4-1 gibi hem beklenmedik hem de maç içindeki dinamikler anlamında enteresan bir skor ortaya çıktı.
Tur geçildi ama sorunlar devam ediyor. Orta sahada hem agresiflik sorunu var hem de pas yapacak adam eksikliği. Orta saha - hücum bağlantısı bu yüzden kopuk. Hasan Ali'nin çizgiye inmesi lazım, önündeki adamla neredeyse hiçbir iletişimi yok. Stoch'u oyuna girdikten sonra çok etkisiz gördüm, sanırım transferlerden sonra 5. plana düşmüş hissediyor kendini, umarım toparlar. Medyanın gazına gelip Sow'u itin götüne sokanlara da selam olsun, ne çabuk harcadınız ulan herifi.
Son olarak; penaltı kurtaran Volkan'a, teoride 3, pratikte 2 asist yapan Gökhan Gönül'e, sarı saçlarını deli gönlüme bağladığım Kuyt'a, gol orucunu açan Sow'a teşekkürler. Şu takım umarım gruplara kalacak, özlemişiz.
24 Temmuz 2012 Salı

Fenerbahçe'nin bu sezonki ilk resmi maçına sayılı günler kala kadro yavaş yavaş şekillenmeye başladı ve takımın eksik yönleri ortaya çıkmaya başladı. Hazırlık maçlarıyla alakalı genelde oynanan oyunun fazla önemsenmemesi gerektiği söylense de ileriye dair fikir yürütebileceğimiz belki de en önemli referans kaynağımız da bu maçlardaki görüntüler. Yine de hazırlık maçlarına çok fazla girmeden genel bir görüş belirtelim.
Öncelikle transfer sezonu Fenerbahçe için bitmiş değil ve iki kritik bölgeye oyuncu alınacak. Stoper mevkiisi için Yobo halledildi deniyor, takımı tanıması bakımından iyi transfer ama Şampiyonlar Ligi için ne kadar yeterli olur onu o zaman göreceğiz. Bir diğer oyuncu aranan bölge ise orta sahanın ortası. Emre'nin gidişinden sonra o bölge için alınan tek oyuncu Mehmet Topal oldu, onun da Emre'nin boşluğunu doldurması çok zor. Zira oyun anlayışları, oyun karakterleri, topla münasebetleri ve agresiflikleri tamamen zıt. Emre orta saha ile hücum bölgesi arasında direkt olarak bağlantı kuran, topu ileriye taşıyan bir oyuncu iken Mehmet Topal daha çok orta yuvarlağın gerisinde duran, stoperden pas alıp en yakınındakine pas atan, oyun kurulumuna katkısı az olan bir oyuncu. Topla kat etme becerisi de zayıf. Cristian'la ikili olup bu işi kotarabilirler mi? Bence zor. Cristian da maç konsantrasyonu zayıf, ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir oyuncu. Bence ilk 11 için ikisinden biri fazla olur ve eğer 4-2-3-1'in orta ikilisi Topal - Cristian olacaksa bu yetersiz olacaktır. Haliyle çok doğru bir stratejiyle Fenerbahçe'nin transfer komitesi o bölge için oyuncu arıyor. Mümkünse bir an önce bitmeli bu transfer ki önümüzü görelim.
Son günlerde bir de Fenerbahçe için santrfor isimleri geçiyor. Bence aciliyeti yok gibi ama Sow'un hazırlık maçlarındaki görüntüsü ve sık sakatlanması sebebiyle kaliteli bir yedek almak lazım gibi.
Alexli
Alex varsa diziliş de sistem de belli. 4-2-3-1 oynanır, bütün toplar Alex'le buluşur, ortaya alınacak yeni transferle belki oyun kurulumu dağılır ve Alex de rahatlar. Kadro da şöyle olur:
Volkan
Gökhan - Yobo - Egemen - Hasan Ali
Kuyt - Transfer - Topal - Stoch
Alex
Sow
Alexsiz 4-3-3
Alex'in olmadığı maçlarda hocanın kafasında nasıl bir diziliş, sistem, kadro var bilemiyoruz. Ama en mantıklı seçim 4-3-3 gibi duruyor:
Volkan
Gökhan - Yobo - Egemen - Hasan Ali
Cristian - Topal
Transfer
Kuyt - Sow - Stoch
Alexsiz 4-4-2
Bir diğer ihtimal de Alex'in olmadığı maçlarda denenebilecek 4-4-2.
Volkan
Gökhan - Yobo - Egemen - Hasan Ali
Mehmet Topuz - Transfer - Mehmet Topal - Caner
Kuyt - Sow
Fenerbahçe'nin yedeklerinde, ilk 11 oyuncularını aman aman zorlayacak kalitede isimler göremiyorum. O yüzden yaptığım kadrolarda isimler değil dizilişler değişiyor sürekli. Belki Cristian - Mehmet Topal rekabeti görebiliriz, bir de Hasan Ali - Caner ya da Stoch - Caner. Onun dışında Bekir ya da Serdar'ın Yobo ya da Egemen'i kesebileceğini düşünmüyorum keza Orhan Şam'ın Gökhan Gönül'ü. Belki formsuz olduğu dönemlerde Sow kenara çekilip Kuyt onun bölgesine geçebilir ya da Mehmet Topuz zaman zaman Kuyt'ı kesebilir.
Hadi hayırlısı.
22 Temmuz 2012 Pazar

Alex de Souza ile Aykut Kocaman meselesi yeniden alevlendi. İkili arasında futbol mantalitesi anlamında bir fikir ayrılığı olduğu doğrudur; bunu Alex de ifade etmişti zaten. Fakat ikisi de hem sportif hem insani anlamda çok kaliteli isimler, haliyle bu fikir çatışması kavgaya, husumete dönüşmeden hocanın geldiği ilk sezonun başında çok büyümeden bitmişti. Aykut Kocaman takımı birden Alexsizliğe itmenin yanlışından kısa sürede dönmüş, takımda da yavaş yavaş taşlar yerine oturmaya başlamış, nihayet sezon sonunda şampiyonluk gelmişti. Geçen sezon ise hem Alex'in inanılmaz performansı hem de malum şike olayları yüzünden Aykut hoca Alex'le ilgili yeni bir karar almadı. Sürekli ilk 11'de çıktı. Bu sezon ise tamamen futbola döndük ve hocanın da takımın da kafası rahat. Haliyle kafasındaki Alex meselesini tekrar masaya yatırdı Aykut Kocaman.
Nedir bu mesele? Hoca Alex'i çekemiyor mu? İkili arasında terlikli kavga mı oldu? Alex'in tipi mi hoşuna gitmiyor Aykut Kocaman'ın? Hayır. Konu tamamen sportif. Aykut Kocaman'ın kafasındaki ideal futbol düşüncesine uymuyor Alex'in futbolu. Alex gibi bir adam her türlü sisteme gider diye düşünülebilir fakat hoca daha iyi bir orta saha profili hayal ediyor muhtemelen. Alex koşmuyor, koşuyorsa da bu koşular takımın pres futboluna yönelik verimli koşular değil. Top rakipteyken Fenerbahçe hep bir adam eksik oluyor ve orta saha çabuk deliniyor. Alex atıyor, attırıyor ama takımdaki oyuncular Alex'e aşırı güven duydukları için tüm organizasyonu onun üzerine yığıyorlar, Alex kötü olduğu zamanlarda da Fenerbahçe tat vermiyor ve bu hocayı düşündürüyor demek ki. Ve bunun için kolları sıvadı, cesaretli adımlar atıyor Kocaman.
Şöyle ki, hoca geçenlerde "Alex artık yaşlandı, onun oynadığı süreleri azaltacağız ve hem ondan maksimum verim alacağız hem de onsuz Fenerbahçe'nin planlarını yapacağız" dedi. Bu bence bu konudaki en mantıklı yol. Alex gittiğinde takım sudan çıkmış balığa dönmesin diye bazı maçlarda Alex'in olmadığı bir Fenerbahçe izleyeceğiz. Böylece hem Alex diri kalacak ve kendi performansını ortaya koyacak, hem de Alex'siz Fenerbahçe'nin provalarını göreceğiz. Bir taşla iki kuş. Mantıklı değil mi?
Tabii bu işin en pozitif yönü. Ve bu yol meşakkatli bir yol. İçinde birçok soruyu barındıran bir yol:
- Alex yedekliği kabul eder mi?
- Alex'in kulübede olmasına taraftar ne der?
- Mağlubiyetler geldikçe hoca bu sevdadan vazgeçip Alex'e sarılır mı?
- Takımda Alex gibi bir adam varken onu yedek bekletmek enayilik değil mi?
- Bir maç Alex'li bir maç Alex'siz oynayan oyuncular organizasyon sıkıntısı çekerler mi?
Bunlar da işin olabilitesi yüksek yanları. Özellikle 4. soru tüm tartışmaların belki de en önemli sorusu. Fakat o varken ondan verim alıp o gittikten sonra inanılmaz bir boşluk hissetmek de kötü olacak. Onsuz bir takımın nasıl olması gerektiğini yavaş yavaş ayarlamak gerek. Bakalım sezon içinde bizi neler bekliyor. Umarım kazanan Fenerbahçe olur.
16 Temmuz 2012 Pazartesi
Türk televizyonlarında bu kadar kısa sürede bu kadar değişime uğrayan başka bir dizi var mıdır merak ediyorum. Dizinin belkemikleri Leyla, Arda ve Zeynep ayrıldı ilk önce. Ben bu üçlüden en az Leyla'ya üzülmüştüm. Tamam güzel kızdı, ama kötü oyuncuydu. Yeni bir karakterle daha güzel oluyor diyordum ki diziye yeni bir Leyla koyarak aynı yerden devam etmek yerine iki Leyla koyup değişik bir hikayeye döndüler. Ardından dizi toparlanma sürecini çabuk atlattı ve her bölüm tekrar güldürmeye devam etti ama eski havasını kaybetmişti. Akış, hikaye yoktu. Kısa kısa skeçler izliyormuşuz gibime geliyordu sürekli. Neyse, artık buna alıştık derken şimdi de dizinin Leylalarından biri olan Müge Boz ayrılmış. Ve de dizinin ismi "Leyla İle Mi Mecnun?" olmuş. Mecnun rolündeki Ali Atay'ın konuşma şeklinden bir isim değişikliğine gitmişler. Bu yalnızca böyle bir basitlik mi göreceğiz. Bana ilk başta "Leyla ile mi Mecnun yoksa başkasıyla mı?" düşüncesi uyandırdı ama bakalım, hayırlısı.
İsmail Abi, Erdal Bakkal, Mecnun, İskender ve Yavuz beşlisi bozulmadığı sürece dizi güldürmeye devam edecek gibi. Yine umarım birisini kurtarma, banka soyma gibi tüm mahallenin dahil olduğu bir plan olur da olaylar olaylar eşliğinde güleriz. Merakla bekliyorum yeni sezonu.
10 Temmuz 2012 Salı

Hamit Altıntop şüphesiz şu an en iyi yerli isimlerden biri, hatta belki de en iyisi, mevkii farkı gözetmeksizin. Oynadığı takımlar da bunu gösteriyor zaten. Oyun içi liderliği, sahanın her bölgesinde oynayabilmesi, 90 dakika bitmeyen konsantrasyonu onu üst düzey bir futbolcu yapıyor. Ancak bazı özellikleri de Bayern Münih ve Real Madrid'de tutunamayıp tersine Türkiye'de olay transfer olmasını sağlıyor. Bir kere tempolu değil. Yaşı o kadar ilerlememiş olmasına rağmen hızlı bir oyuncu olmadığını görüyoruz; bunu tecrübesi, aklı ve tekniğiyle kapatıyor. Yeterli mi? Galatasaray için, Türkiye ligi için yeterli olacaktır ama işte Münih'te, Madrid'de vasat bir oyuncu konumunda.
Fenerbahçe ile adı geçtiğinde beni o kadar heyecanlandıran bir isim olmamıştı. Bir kere şu kadroda onu koyacak yer yoktu. Sağ bek, sağ açık, sol açık, Alex'in mevkiisi zaten olmazdı. Geriye bir tek orta saha bölgesi kalıyor ki hali hazırda Mehmet Topal'ı defansif orta saha olarak düşünürsek Hamit mecburen çift yönlü orta saha olacaktı. İşte kritik nokta burası. Herkesin yorumu farklı olabilir, herkese de saygı duyuyorum fakat Hamit her maç üst düzey performans veremeyecekti o bölgede. Ben böyle düşünüyorum.
Ancak Galatasaray'a transfer olunca işler değişti. Melo'nun da kadroya katılacağını düşünürsek Selçuk - Melo - Hamit'li orta saha ligin fazlasıyla üzerinde olacak. Alex ve Mehmet Topal'ın yanında çift yönlü oynamak başka, Selçuk - Melo ikilisinin yanında oynamak başka. Ayrıca Fatih Terim'in 4-4-2 oynatacağı maçlarda da sağ açıkta oynayacaktır, ki en verimli olduğu bölge de orası zaten. Maliyeti beni ilgilendirmez, onu Galatasaraylılar düşünsün. Kağıt üzerinde şahane bir transfer olarak gözüküyor şu an. Fenerbahçe'ye atılan çalım da cabası.
Bu psikolojik üstünlüğü bertaraf etmek de Fenerbahçe yönetiminin becerisi olacak. Karşı yakada Hamit'i düşününce alınacak ismin tatmin edici olması zor görünüyor, bakalım bu kim olacak?
7 Temmuz 2012 Cumartesi

Aykut Kocaman yıllardır Fenerbahçe'nin ihtiyaç duyduğu futbol aklı bakımından bir şans. Yaptığı transferler, modern futbola uygun hamleleri ve yıllardır hiçbir hocanın cesaret gösteremediği Alex'siz takım yaratma düşüncesi. Bunlar önemli işler. Geçen sene 3 Temmuz sürecini yaşamasaydık belki de takım tarihinin en güzel zamanlarını yaşayacaktı. Çok iyi bir kadro, inanılmaz güçlü bir camia vardı (hala öyle). Aykut Kocaman yapmak istediği şeyleri sanırım bir sene gecikmeli olarak yapacak bu sefer. Şike süreciyle birlikte camianın takıma olan aidiyeti inanılmaz ölçüde arttı ve artık saha içinde olup bitenler eskisi kadar önemli değil. Bu yüzden hocanın kredisi çok fazla, kafası da rahat ve teknik direktör/sportif direktör/futbol şube sorumlusu gibi bir görevi var. İstediği ortam sportif anlamda fazlasıyla mevcut. Sorumluluklarından doğan görev alanı gereği de transferlerde de birinci adam konumunda. Hal böyle olunca yapılan işlerin mantıklılık, gereklilik, tutarlılık oranları da artıyor. Alınan Kuyt, Hasan Ali, Egemen, Mehmet Topal ve halen stoper ve orta sahaya aranan oyuncular portföyüne baktığınızda çok fazla eleştiri yapamıyorsunuz.
Hasan Ali'ye ödenen bonservis bedeli belki çok olabilir ama yabancı sınırlaması yüzünden o bölgeye yerli bir oyuncu almak güzel oldu. Hem genç, hem de yıllarca takıma katkı verebilir. Zaten gelir gelmez yaptığı açıklamada da epey hırslı olduğunu görüyoruz.
Keza stoper mevkiine en az iki kaliteli futbolcu gerekiyordu. Yine yabancı sınırlamasını da hesaba katarsak, Egemen Korkmaz transferi inanılmaz güzel bir iş oldu. Türk pasaportlu daha iyi bir alternatif bulmak zor, bonservis bedeli ödenmeden de alındığını düşünürsek; yılın en iyi transferlerinden biri oldu şimdiden bence.
Mehmet Topal'a gelecek olursak benim pek beğendiğim bir oyuncu değil. Hücuma katkısı ve tekniği sınırlı, yavaş. Ayrıca defansif orta saha için gerektiği kadar sert olmadığını düşünüyorum. Geriye de pek bir şey kalmıyor zaten. Ama Türk pasaportu, mental anlamda İspanya'da ilerleyişini düşünürsek en fazla "vasat" transfer diyebilirim Mehmet için. Yine de defanstan ilk topları alıp ileriyle pas bağlantısını kuracak kadar o bölgenin adamıdır elbette.
Son olarak Liverpool etiketli futbolcu Kuyt, hem taraftarı heyecanlandıran hem de performansı bakımından beklentileri karşılaması en muhtemel oyunculardan biri. Bazı futbolcular için yaş muhabbeti yapmak pek anlamlı olmuyor, Kuyt da bunlardan biri. Yaşı ilerlese de temposundan hiçbir şey kaybetmemiş, fizik-teknik dengesini çok iyi tutturmuş net bir isim. Takıma katkısı bolca olacaktır.
Yapılan transferleri yanında halen aranan oyuncular var. Yobo halledilmeye çalışılıyor. Takımı ve ligi tanıması bakımından elbette ilk alternatif o olacak ama daha iyisi de aranabilir. Yine de iyidir tabii ki. Bir de Mehmet Topal'ın yanına, çift yönlü bir orta saha alınacak. Geçen sezon Lassana Diarra için uğraşılıyordu, şike olayı patlayınca transferler durdu. Bu sene bir kez daha o bölge için oyuncu aranıyor ki belki de şu an en çok ihtiyaç duyulan bölge orası. Emre'nin gidişinden sonra Mehmet Topal'ın hücuma olan katkısını düşünecek olursak ilerisiyle bağlantı net olarak kurulamayacaktır. Kaliteli bir isim şart.
Uzun lafın kısası, şu ana kadar Aykut Kocaman ve futbol komitesinin yaptığı hamleler olumlu, devamı da gelecektir. Belki taktik, oyun görüşü anlamında hocanın eksik noktaları vardır ama hem Fenerbahçe'nin hem ülkenin ihtiyaç duyduğu mükemmel bir futbol beyni var. Umarım her şey yolunda gider ve uzun yıllar bu takımı yönetir Kocaman adam.
İlerleyen yazılarda bir kez daha hortlayan Alex vs. Kocaman (!) meselesini, takımın taktik ve dizilişini yazmayı düşünüyorum. Artık blogda daha aktif olacağım inşallah.
Ortada beraat kararı yok. Tahliye var ama bununla birlikte verilmiş bir ceza kararı da var. Fenerbahçe'nin başkanı, yöneticisi ve hatta tercümanı şikeden dolayı ceza aldı. Hem sportif hem adli yargıda Fenerbahçe'yi yönetenler suçlu bulundu. İşin Yargıtay ayağı da var ama ben bizim camiadaki "zafer" algısını çözebilmiş değilim. Benim içim kan ağlıyor.
Ama neyse... Aziz Yıldırım artık dışarıda. Umarım bir şekilde suçsuzluğu ispatlanır, bizim de yüzümüz kızarmaz. Özgürlük güzel şeydir sanırım, hayırlı olsun başkana.
Ne Aramıştınız
Popüler Yazılar
-
*Cruzeiro'nun 2003 tarihli kadrosu. Büyütmek için üzerine tıklayın. Tanıdık isimler var değil mi? Ayaktakiler sol baştan: Maldonado, Art...
-
Şimdinin spor bakanı, zamanının Trabzonspor başkanı Faruk Özak'ın, bir Trabzonspor - Lazio maçından önce söylediği vecize. İçimden gülme...
-
Hani “Papaza kızıp da orucunu bozdu!” diye çok bilinen bir özdeyişimiz vardır... İşte aynı hesap... Fuat Saner de (Fotoda ayaktakilerden so...
-
Aykut Kocaman bence sezon başında teşhisi yanlış koydu. Medyadaki genel akıma o da kapıldı. Her şeyi Alex bozuyormuş gibi, nokta bir bakışla...
-
Fenerbahçe'nin altın karmasındaki iki yabancıdan biri Nijeryalı stoper Uche. O da Deniz adını alarak bizden biri oldu! ...
-
Galatasaray altın karmasının büyüleyici bir forveti var. Öyle ki Avrupa Gol Kralı Tanju Çolak bile yedek kulübesine mahkum oluyor! Kaleci Tu...
-
Değişik konular düşünüp kaçan şampiyonluğun acısını hafifletmeye çalışıyorum. Hele de bu tarz eğlenceli şeyler olunca kafam biraz olsun dağı...
-
Ekşisözlük'te Serhat Akın başlığını okurken güzel bir entry gözüme ilişti. İşte o entry: "fenerbahçe formasına 11 ağustos 2...
-
Blogda bu tarz fotolar yayınlamıyorum ama bu hanım kızımız Fenerbahçe Acıbadem forması giyecek gelecek sezon. Kendisi hakkında herhangi bir ...
-
Türk televizyonlarında bu kadar kısa sürede bu kadar değişime uğrayan başka bir dizi var mıdır merak ediyorum. Dizinin belkemikleri Leyla...
