Futbol ; Faİr Play, Cesaret, Mücadele ve Zafer...

7 Temmuz 2013 Pazar

Ersun Yanal



Daha garantici bir isim olabilirdi, gerçi her seçimde bir risk vardır ama bu sene şampiyon yapma ihtimali en yüksek isim getirilmeliydi. Yine de Daum ve Denizli dışında kalan hocalar arasında eğer Mourinho'yu falan getiremiyorsanız en mantıklı seçim gibi gözüküyor. Aziz Yıldırım'ın başkanlığı süresince yapmış olduğu hoca seçimlerine baktığımızda birbirinden bambaşka hoca profilleri görüyoruz; Aragones, Zico, Daum, Aykut Kocaman, Ersun Yanal. Bambaşka isimler. Bir fikir çerçevesi, plan yok, o an en uygun kimse o getiriliyor. Bu durum iyi bir durum değil ama anormal bir durum da değil. Doğru seçimler yapan kaç tane kulüp var ki? 


Ersun Yanal hücumu seven; baskı, tempo gibi kelimeleri sahaya yansıtma konusunda başarılı bir hoca. Bu sene Avrupa'nın olmadığını da varsayarsak, bu fikirlerini daha net bir şekilde uygulayacaktır diye düşünüyorum. Fatih Terim karşısında ezik bir isim gibi gözükse de ben bunun çok fazla etkili olacağını sanmıyorum. Her şey sahaya bakar, yıl olmuş 2013.

Teknik taktikten önce takımın ruh sağlığının düzelmesi lazım. Aziz Yıldırım varken çok zor gerçi. Şike mevzusu halen devam ediyor. Yargıtay ayağı var, UEFA'da Tahkim ve CAS süreci olacak. Yetmeyecek AİHM süreci olacak. Yani ne kadar artık uzaklaşılması gerekse de, Fenerbahçe futbol takımı tam bu süreçlerin içerisinde olacak. O yüzden umarım mümkün olduğunca futbolun saha içine yöneliriz sezon boyu.

Onun dışında takımdaki fazlalıklar atılıp eksiklikler giderilirse Ersun Yanal bu işi götürür gibi. Yabancı sınırıyla birlikte işler biraz daha karıştı. Krasic, Stoch gibi isimler gönderilmek isteniyor. Neler olur bilemiyorum, hangi transferleri istersek isteyelim bu yönetimin ne yapacağı belli olmaz. O yüzden sezon başlasın, transferler bitsin daha net bir plan proje çizebiliriz.

Fenerbahçe'ye başarılar diliyorum.

David Beckham

Pele, 1966

West Ham


Lampard, Joe, Terry

Messi vs. Real

Chelsea, 1955

23 Haziran 2013 Pazar

Yeter!

Artık bıktık. Her gün gazetelerde Fenerbahçe'yle alakalı şu oldu şu olacak haberleri yazılmaya başladı tekrardan. Aklıma o kara 2011 yazı geldi. Mehmet Baransular, Ermanlar, savcılar, polisler, medya; ne rezil günlerdi öyle... Hayattan bezmiştim. Tekrarlanmasını asla istemiyorum. Küme düşelim, şu olaylar kapansın bitsin. Süründürmeyin, öldürün, böylesi daha iyi olur. 

8 Haziran 2013 Cumartesi

Daummmmm!!!!


Galatasaray sazı eline bu kadar almışken yabancı hoca ya da yerli genç hoca deneyine girmeye gerek yok. 4. yıldızı ne kadar geç taktırırsan o kadar iyi. Üstelik 3 yıl üst üste zevkini de yaşatmamak lazım. Bu sene Avrupa, kupa falan 3. plana atılmalı. Kesinlikle lig şampiyonluğu gelmeli. Laudrup ismi geçiyor, intihar olur. Ersun Yanal bir gün mutlaka olmalı ama bu sene değil. Risk boyutu yüksek. Mustafa Denizli gayet mantıklı olur. Ama Daum gelse ne iyi olur! 1 Daum, 2 Mustafa Denizli diyorum ben. Bu iki ismin dışındakilere girmeye hiç gerek yok. Gerçi Daum'un prensi Alex artık yok, onun Daum'un kellesini kaç kez kurtardığını biliyoruz ama şu kadro Güiza'lı kadrodan daha iyi. Hadi bakalım.

26 Mayıs 2013 Pazar

Borussia Dortmund 1 - 2 Bayern Münih




Bayern Münih kupaları tek tek almaya devam ediyor. Ligdeki en büyük rakipleri olan Dortmund'ı Şampiyonlar Ligi finalinde yendiler, bu arenada 5. kez şampiyon oldular. Hemen maça geçecek olursak...

Dortmund maçın başından itibaren uzun bir süre daha iyi oynayan taraftı. Geride iyi yer tuttular, Bayern'i orta sahada karşıladılar ve onları uzun toplara, kontrataklara mahkum ettiler. Bayern'in bütün pas yollarını tıkadılar  ve uzun bir süre pasla çıkmalarına izin vermediler, ilk kornerini de 26. dakikada kullanabildi Bayern. Bununla birlikte Dortmund üst üste pozisyonlara girdi, hem set hücumlarında hem de kontrataklarda çok hızlı hareket ettiler, İlkay takıma yön veriyordu ve  Neuer'i epey zor durumlara düşürdüler ama kalesinde başarılıydı genç kaleci.

Ardından 26. dakikada Mandzukic takımının ilk ciddi pozisyonunu bir duran toptan bulurken Weidenfeller çok iyi çıkardı, yine 30'da Robben karşı karşıya pozisyonda kaçırdı. Ardından yavaş yavaş Bayern Münih sazı eline almaya başladı. Artık pas yapmaya başladılar ve Robben, Ribery, Müller üçlüsüyle tehlike yarattılar, 2-3 pozisyona girdiler. Bu pozisyonlarda genelde Robben - Weidenfeller ikilisinin rekabetini izledik, Robben kaçırırken Weidenfeller kalesinde devleşiyordu. Dortmund defansında belirgin bir yumuşaklık meydana çıktı, maçın başındaki sertliklerinden eser yoktu. Scweinsteiger biraz daha maçın içinde olabilse Bayern golü ilk yarıda bulabilirdi. İlk 45 dakika bu şekilde bitti.

İkinci yarıya girdiğimizde iki takımdan da bir değişiklik göremedik ve yaklaşık 15 dakika boyunca pozisyonsuz, dengede giden bir maçtı. Orta saha mücadelesi şeklinde maç ilerlerken Ribery - Robben ikilisinin müthiş işbirliğiyle Mandzukic golü geldi. Bayern 1-0 öne geçti. Ardından Dante'nin kontrolsüz hareketi Dortmund'a penaltı kazandırdı ve durum eşitlendi. 71'de inanılmaz bir pozisyon oldu. Müller kaleciyi geçtikten sonra Robben'e pasını aktardı, kale boştu ama Robben geç kalınca Subotic çizgiden çıkardı. 

Scweinsteiger yavaş yavaş oyuna dahil olmaya başladı, bununla birlikte Bayern Münih oyunda net bir şekilde üstünlüğü ele aldı. Dortmund pozisyona girmekte zorlandı ve topa da sahip olan taraf hep Münih'ti. Durum 1-1 giderken maçın uzayacağı düşünülüyordu ama Robben nihayet Weindenfeller'e üstünlük sağladı ve golü attı. Maç boyunca hak etmişti. Dortmund savunması ilk 25 dakikanın ardından yumuşamıştı ve göbekte aksıyorlardı, en sonunda golü önleyemediler. Ve Bayern Münih hak etttiği bir galibiyet aldı. 

Jupp Heynckes de 1987'de Real Madrid'i Şampiyonlar Ligi şampiyonu yaptıktan sonra 68 yaşında ikinci kez bu başarıyı sağladı. Ona da tebriklerin en büyüğü gitsin. 

Bir Balayı Hikayesi

Eşim bilgisayar mühendisi bense öğretmenim, atama problemleri olduğu için düğün ve nikahı alelacele yapmak zorunda kaldık. Sonrasında ise izin ve vakit bulup bulmamamız tamamen şansa dayalıydı. Yıllardır hayalini kurduğum düğünü yaptıktan sonra hep özendiğim balayı için neyseki 4 günlük bir kaçamak bulduk. Öncesinde hiçbir hazırlık yapmamıştık. Tüm balayını organize etmek için tam 2 gün sürem vardı, eğer ayarlayamazsam uzun bir süre bayalayı tatiline çıkma şansımız olamayacaktı. En kolay yol olarak İzmir'de ofisi bulunan tatil merkezine gittim, yurtdışına çıkmak istediğimi söyledim bana verilen neredeyse ikinci el bir araba alabileceğim uçuk fiyatlardan sonra kendi balayı tatilimi kendim organize etmeye karar verdim. 

İnternet başında keşfettiğim bir siteyi sizlerle paylaşacağım: *Geziko*. Tüm ülkeler ve çok fazla otel bünyesinde var, yabancı dili zayıf olan bir Türkçe öğretmeni olarak tüm kullanım panellerinin türkçe olması beni ilk başta cezbetti. Ardından balayı tatili yapmak istediğim ülkenin otellerini karşılaştırma, inceleme ve hemen satın alma özelliğine bayıldım. Gitmek istediğim oteli bulduktan sonra sıra uçak biletine geldi, en güzel olanı ise tüm uçuş havayollarının fiyat bilgileri ve zamanları ile birlikte bana sunulması idi. Teker teker şirket sitelerine girip uçak bileti aramaktansa hepsini tek bir yerde bulabilmek o kısıtlı zamanda benim için çok önemliydi. 

Aklıma takılan sorular vardı müşteri hizmetleri ile görüşürüp onlarıda hallettikten sonra evden 4 günlük balayı tatili planım hazırlanmıştı. Uçak biletlerim, balayı otelim, dönüş biletlerim.*Geziko*' ya geçirdiğim güzel balayı tatili için teşekkür ediyorum. Artık tatile çıkacağım zamanlarda bana tüm tatil seçeneklerini sunacak, tüm tatil alışverişini tek bir yerden yapabileceğim bir site var.

Not: tanıtım yazısıdır.

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Alper Potuk Fenerbahçe'de




Alper Potuk'un Fenerbahçe'ye transferi ülke içi futbolda uzun dönemde birçok dengeyi değiştirecek bir hamle oldu. Eğer Galatasaray'a gitseydi var olan yerli oyuncu havuzlarını bir kaliteli yerliyle daha güçlendirip Fenerbahçe'ye karşı üstünlüklerini arttıracaklardı. Selçuk İnan'ın Galatasaray'a transferinin bütün takımı nasıl etkilediğini gördük; pasları, oyun görüşü ve sakinliğiyle keşke 3-4 yıl önce gelseydi dedirtti Galatasaraylılara. Ülke futbolunun yerli oyuncularının arasında en yeteneklilerinden biri olan Alper'in Galatasaray'a transfer olması durumunda Fenerbahçe bunun epey sıkıntısını çekerdi. Sadece bu anlamda bile olumlu bir transfer diyebiliriz.

Geçen sezon başında gelecekti aslında, fakat kendisi mi yoksa Eskişehir cephesi mi geri çekildi bilemiyoruz, bu iş olmadı. Ardından geçtiğimiz haftalarda Galatasaray'a transferi konuşulduğunda Fenerbahçe taraftarları tarafından yuhalandı. Bu psikolojik durumu umarım en kısa sürede atlatır.

Fenerbahçe yıllardır orta saha merkezinde sıkıntılar yaşıyor. İyi bir defansif orta saha bulduğunda Alex'e yardım edecek ikinci bir merkez elemanı bulamadı, onu bulduğunda önliberosu eksikti. Hücumcu orta saha kontenjanını Alex'le zaten yıllardır tamamladı fakat yanına bir adam daha koyamadı. Emre 1-2 sezon takıma epey katkı yaptı ama bu da uzun süreli olmadı. Alex, yanına iyi paslaşacağı bir orta saha bulsaydı çok daha iyi olurdu. Şimdi Alex gitti, Mehmet Topal, Meireles, tekrar Emre ve nihayet Alper Potuk geldi.

Alex'in gidişinden sonra Aykut Kocaman orta sahada tam bir karara varamadı. Bazen üç defansif orta sahayla oynadı. Bazen 1 defansif - 2 merkez elemanıyla oynadı. Ama net bir hücumcu orta saha olmadığı için genelde kendi aralarında paslaşan 4-3-3 takımı çıktı ortaya.

Alper'e hücumcu orta saha diyebilir miyiz bilemiyorum, "hücumu iyi bir orta saha" desek daha doğru olur. Zira    hiçbir zaman gol - asist sayısında yüksek sayılara ulaşamadı. O daha çok asist öncesi paslarla uğraşıyor, defansif orta sahadan aldığı pasları ileriye taşıyor. Oyunu kanatlara açıyor, alternatifler üretiyor. Bu anlamda örnek aldığı Emre ile benzerliği var. Tıpkı Beşiktaşlı Fernandes gibi topu alıp 20-30 metre sürüklemeyi seven bir yapısı var. Hantal görünümüne rağmen ayakları hızlı. Bu hızını beynine de taşıyabiliyor, kritik paslar atabiliyor. Tek sıkıntısı fiziken yeterince kuvvetli değil. Fernandes, Emre gibi topa basıp alma özelliği pek yok.

Ama yaş olarak gayet uygun, yerli piyasasında pek benzeri yok ve geleceği parlak. En önemlisi Fenerbahçe'nin ihtiyacına yönelik. Sadece pasaportunda Türk yazması sebebiyle verilen paraya değer. Saçma sapan isimlere milyonlar bayılıyor Fenerbahçe, bir kere de Alper'e bayılsın.

Benim beklentim yüksek. Aykut Kocaman onu tuhaf tuhaf pozisyonlarda oynatmazsa, Alper de kendini geliştirirse bu takıma iyi bir şekilde monte olup uzun süre katkı verecektir. Belki daha hücumcusu alınabilirdi ama Galatasaray'a da kaptırılmamalıydı. Şimdi Meireles'i gönderip Emre'nin yabancı bir benzerini bulmak lazım. O zaman bu orta saha oldukça güçlenir.

Ne Aramıştınız

''Hayata dair ne öğrendiysem futboldan öğrendim. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.''
Albert Camus.

Popüler Yazılar

Zİyaretçİler

Futbol Blog. Blogger tarafından desteklenmektedir.