5 Nisan 2011 Salı

Fenerbahçe'nin Solu


Futbol geliştikçe, saha içerisindeki dizilişler, sistemler ve stratejiler de değişiyor. Buna bağlı olarak futbolcuların mevkiilerinde yapması gerekenler ve takım arkadaşlarıyla olan koordinasyonları da paralel olarak değişmekte. Bana göre son 10-15 yılda en çok değişim gösteren mevkii kanat mevkiisidir. Artık kafasını eğip önündeki topu çizgiye kadar götürdükten sonra çoğu zaman karavana orta yapan kanatlar eskidi. Artık daha çok şeyler yapmaları gerekiyor. Bek ya da açık, arkasındaki ya da önündeki mevkiidaşıyla olan uyumunu maksimum derecede olumlu düzeye getirmeli; bu zaten futbolun icad edildiğinden beri temel kurallardan biri. Mahalle maçlarında dahi aynı kulvarda koştuğun arkadaşınla çarpışmamaya çalışır, ondan pas almak için uygun bir pas alış açısına geçersin. Fakat modern futbolda, profesyonel ortamda, maç kazanmak için mahalle futbolundaki kural ve stratejiler yetersiz kalıyor. Futbolcuların yeşil zeminde hedefe giden yolda attıkları her adım önemli.

Değişim demiştik, ordan devam edelim. Ters ayaklı kanat oyuncuları artık daha çok ilgi çekiyor sanki. Bu ters ayaklı kanat oyuncuları daha çok sağ ayaklı olup sol kanatta oynuyorlar. (Sağ ayaklı olup solda oynayanların örneği az. TOP noktada olan Robben'in dışında ben pek fazla bu tür oyuncu tanımıyorum...) En iyi örnekleri Cristiano Ronaldo ve Ribery olan bu tür oyuncular, sol kanatta aldığı topları çizginin dibine kadar taşımak yerine, daha çok iç kulvara katedip hem rakibin dengesini bozuyorlar, hem de arkasında oynayan bek oyuncusuna koşu kulvarı açıyorlar. Bunun iki türlü avantajı var. Birincisi çizgiye paralel düz koşan bek oyuncusunun peşine en az bir oyuncu takılıyor ve rakibinin defansından bir adam eksik kalmış oluyor. Ayrıca içe kateden açık oyuncusunun önündeki alan boşalıyor ve birçok alternatif birden meydana çıkmış oluyor. İster ilerlersin, ister ikiye bir yaparsın istersen de şut çekersin. İkinci avantajı da tehlikeli olma ihtimali daha az olan (çoğu da karavanaya giden) ortaların yerine yerden ve daha tehditkâr bir oyun planına dönülüyor. Kanat oyuncusu bir anda ofansif orta saha hatta santrfor rolüne bürünüyor, rakibin ceza sahası civarında daha etkili olunuyor. Ayrıca bu oyuncu hızından ve çalımlarından da faydalanıp takımına frikik veyahut penaltı da kazandırabiliyor. Biraz daha derine inersek ters kanattan yapılan ortalarda arka direğe yapılan uzak forvet koşuları ile de ekstra forvet özellikleri gösteriyorlar. Buna aşağıda değineceğiz.


Fenerbahçe'ye geçelim. İki sağ ayaklı ve müthiş bir uyum gösteren Gökhan Gönül - Deivid ikilisini bu kategoriye koyamayız belki ama geçmişte Ümit Özat - Tuncay ikilisinin uyumu güzeldi. Ümit Özat her ne kadar sağ ayaklı bir sol bek olsa da onu ayrı tutmamız lazım. Tuncay iyi bir forvet oyuncusuydu. İçe kateder, forveti ikiler, rakibin dengesini sürekli bozardı. Ardından gelen Uğur Boral transferinin birkaç maç dışında bir getirisi olmaması, sol kanatta zaman zaman zorlama devşirmelere ya da çeşitli sıkıntılara yol açtı. Bana göre Uğur Boral modern bir sol kanat oyuncusu değil. Çalım denemeleri ve ortaları dışında hücuma çeşitlilik katan bir aksiyonunu yıllardır göremedik. Sevilla maçında Dani Alves'e tur bindirmeleri ona hep potansiyeli yüksek bir oyuncu gözüyle baktırdı ama o verilen şansları değerlendiremedi ve artık yolların ayrılması gerekiyor bana kalırsa.

Her bir pasını final pası olarak atmak isteyen ve çok fazla top ezen Özer hamlesi de tutmadı. Bu yüzden Aykut Kocaman'ın takıma ilk hamlesi iki sol kanat oyuncusu almak oldu. Twente'den bildiğimiz Miroslav Stoch ile birlikte pek bilmediğimiz Issiar Dia transfer edildi. Stoch'un asıl mevkiisi sol kanat. Dia ise her iki kanatta da oynayabiliyor. Aykut Kocaman sezon başında Stoch'a daha çok şans verdi fakat fiziksel özelliklerini yetersiz bulduğu için ilk devrenin sonuna doğru Dia'yı ilk 11'de daha fazla kullandı.

Keza sol bek mevkiinde de Andre Santos, formayı Caner'den aldı ve bu yolda çok zorluklar çekti. Hocasından bir TV ekranında ah işitti ama çok güzel bir profesyonellik örneği göstererek (en azından küsmedi) takımın bir numaralı sok beki oldu. Artık Fenerbahçe'nin sol kanadı Andre Santos ve Issiar Dia ikilisine emanet.

Bu ikilinin üstte bahsedilen ortaklığa uymaları bir yana, takıma kattıkları kadar götürdükleri de var. Önce olumlulardan başlayalım. Dia müthiş özellikleri olmasa da rakip için her daim bir tehdit unsuru olan, müthiş hızlı, çalımcı ve hücuma heyecan getiren bir futbolcu. Kahve ağzıyla söylersek, "At Dia'ya, At Dia'ya!.." sözü belki de onun için en güzel betimleme sözü. Dia'yı pası atın ve ileriye koşun; topu kaybetmediği sürece mutlaka olumlu işler yapacaktır.

Ters ayaklı kanat oyuncusunun yapması gerektiği gibi içe kat edip ceza sahası civarında çok fazla etkili olmuyor fakat takım arkadaşlarıyla çok iyi anlaşıyor. Çizgiye inen sol beke pas atıyor ve ceza sahasındaki oyunculara ara pasları gönderiyor. Bencil olduğunu düşünmüyorum şahsen, çok fazla pas hatası yaptığını da görmüyorum. Yalnızca gününde olmadığı zamanlar kesik kesik oynuyor, onun dışında bana göre gayet iyi bir oyuncu. Ayrıca muhteşeme yakın fiziği sayesinde rakibi sürekli yoruyor ve oyalıyor.

Olumsuz özelliklerine gelince. Şut özelliği yok. İçeri girdiğinde kendisi gol atmak istemiyor neredeyse; sürekli bir pas sevdası... Ara pasları deniyor sürekli fakat yerleşik savunmalarda bu pek işlemiyor. Ve de taktiksel yetersizliği var. Uzak forvet koşularına neredeyse hiç rastlamadım. Gökhan Gönül ya da Mehmet Topuz sağdan orta yaptığında Dia'nın arka direkte hazır olmasını beklersiniz. En azından kafa vurma düşüncesi olmasa bile orada bir adam fazla olması iyidir. Ve kısa mesafede şut tehditi de var. Ancak Dia bu tip pozisyonlarda genelde ceza sahasının dışarısında bekliyor.

Bir büyük sıkıntısı da rakibin kilidini açmayı bilmiyor. Burda da bir taktiksel yetersizliği var. Sol kanattan içeri girdiğinde rakip kendisine kademeli bir şekilde savunursa ya ara pası deniyor ya da geriye dönüyor. Haliyle rakip için savunma yapmak daha kolaylaşıyor ve boşa zaman kaybedilmiş oluyor. Bunun yerine ters kanada uzun pasları hiç düşünmüyor mesela. Rakibi açmak için topu uzun mesafede hızlı bir biçimde dolaştırmalısınız. Ancak Dia her şeyi 10 metre civarında halletmeye çalışıyor.


Andre Santos'a gelirsek... Ortalama üzeri teknik beceri, zeka, estetik... Topu geriden oyuna çok iyi sokabiliyor. Yobo'nun zaman zaman yaptığı oyun kurma işlevini saymazsak geriden top çıkarma işini yalnızca Gökhan Gönül ve Andre Santos yapıyor. Andre Santos'un olmadığı zamanlarda da iş Gökhan Gönül'e kalıyor ve haliyle takımın bu konuda bir eksikliği göze çarpıyor. Sırf bu yüzden Emre ya da Cristian Baroni ikilisinden biri sürekli geri gelip oyun kurmaya çalışıyor, fazladan enerji harcıyorlar. Haliyle Fenerbahçe hücuma çıkarken daha yavaş hareket ediyor ve bu temel nokta, puan kayıplarına dahi yol açabiliyor. Andre Santos, zekası ve pas yeteneği ile Alex'in bölgesinde yani ofansif orta saha - ikinci forvet rolünde dahi oynayabilir. Bu konuda çok iyi. Ama gününde değilse hiç çekilmiyor. Maç içerisinde çok ciddi konsantre kaybı yaşıyor; bir bakıyorsunuz 10 dakika için takımın en iyi oyuncusu oluyor, bir bakıyorsunuz rakibin atakları sürekli o kanattan geliyor. Rakibini pek de kovalamıyor, kaçak oynuyor hatta. Bu yüzden rakip sağ kanat oyuncuları elini kolunu sallaya sallaya gelip orta yapıyorlar o taraftan.

Özetle; bu iki oyuncu her zaman için size vasat bir oyun vaad ediyorlar ve eğer günündelerse o kanat altın madeni gibi olabiliyor.

Ama hem A. Santos'ta hem de Dia'da olmayan özellik, net bir şekilde defans yapmayı sevmiyor oluşları. Hücumda olan birliktelikleri takdire şayan; fakat aynı birlikteliği, aynı uyumu defansta göremiyoruz. Eğer bir şekilde defansif anlamda vasatın çok değil biraz üzerine çıkabilirlerse, o kanat Fenerbahçe için yıllarca unutulmayacak derecede efsane bir kanat olabilir. Dia'nın top rakipteyken alan savunmasına katılıp alanı daraltmıyor, rakibi sıkıştırmıyor oluşuna da zaman zaman maç yazılarında değiniriz.

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Online Sayaç web sites