3 Aralık 2010 Cuma

Kilit!


Dükkanı kapattık efendim. Bugüne değin bize blogu beğendiklerini söyleyen herkese, yorumlarıyla bize eşlik eden herkese, beğenene de beğenmeyene de teşekkürlerimizi sunarız. Güle güle.

Not: Bundan sonra yazılara forvet.org adlı yeni bir oluşumda devam edeceğim. LexCornelia kullanıcı adlı yazar, bendenizim. Oraya beklerim herkesi.

1 Aralık 2010 Çarşamba

Futbol Tutkusu


30 Kasım 2010 Salı

Ne Oldu Mourinho Başgan?


Maçı kesik kesik izlediğim için maçla ilgili taktiksel anlamda bir şey söyleyemem ama bir Real Madrid taraftarı olarak son derece utanç verici bir skorla karşılaştığımı söyleyebilirim. Barcelona her türlü favoridir dedik, kendi evlerinde oynuyorlar dedik, Real'i yenerler dedik... Ama bana maçtan önce bir tahmin yap deseydiniz, size en son söyleyeceğim skor 5-0 olurdu. Zira Mourinho'nun kariyerinde böyle bir skor yok. Porto, Chelsea, Inter ve Real Madrid ile çıktığı 500'e yakın maçta, hiçbir seferinde 5 farklı mağlup olmamış. Geçen sene Barcelona'yı Inter ile nasıl saf dışı bıraktığında bütün alkışları kendisine yönelttiysek, kendisini "ilah" mertebesine yükselttiysek; bu ağır skorun da tek sorumlusu Mourinho'dur. Maçtan sonra "Oyuncularım beni hayal kırıklığına uğrattı. Beklediğim şeyleri sahaya yansıtamadılar" demiş. E be Mourinho Reis, elinde hangi oyuncular olursa olsun; Barcelona'ya karşı hücum futbolu oynayarak galip gelinemeyeceğini bilmiyor musun?

Maçın sonunda Sergio Ramos'un gördüğü kırmızı kart hiç şaşırtmadı. Her El Classio'da yapıyor benzer harekeketler, skor da bu kadar fazla olunca dayanamayıp milli takım kaptanına geçirmiş tokadı. Mourinho'nun futbolcu olmuş hali yani. Bundan sonra ne olur? Real Madrid'in en kısa zamanda toparlayacağını düşünüyorum fakat şampiyon olma ihtimalleri bana göre çok düşük. Başında Mourinho'nun olduğu bir takım hakkında bu tür cümleler kurmak ileride g.t olmaya sebebiyet verebilir ama görüntü bu. Barcelona'nın oynadığı oyunun adı futbol değil, başka bir şey oynuyorlar. Futbol, yalnızca insanların oynayabileceği bir oyundur.

Yanlış anlaşılma olmasın. Skor bu kadar ağır diye Mourinho Mourinholuğundan bir şey kaybetmedi. Bana göre hala dünyanın en iyi 1 ya da 2. teknik direktörü. Guardiola'yı ise Porto'nun veya Inter'in başında da görmek isteriz.

Real Madrid mi? Mourinho ile şampiyonluk, belki seneye.
..

29 Kasım 2010 Pazartesi

El Salvador'da El Classico Heyecanı!


Barcelona ile Real Madrid arasındaki büyük derbi, dünyanın her metrekaresinde heyecanla bekleniyor. Yıldızlar topluluğunu insanlar izlemek istiyor ve 90 dakikalık futbol şölenine çok az bir süre kalmış durumda. Barcelona ve Real Madrid'in şöhreti, Orta Amerika ülkesi El Salvador'da da çok büyük. Bir forma satıcısı, muhtemelen korsan olduğunu düşündüğüm formaları satışa çıkartmış. Müthiş bir görüntü. Resmi büyüttüğünüz takdirde daha net anlaşılabilir. El Salvador'un, bağımsızlığını İspanya'dan kazandığını da eklemek lazım.

Jose Mourinho ve Fenerbahçe



Aziz Yıldırım'ın ilk başkanlık yıllarına denk gelen 1999-2000 sezonunda Sarı-Lacivertli takım MTK'ya elenince Rıdvan Dilmen, istifasını verir. Yönetim de sürpriz bir şekilde Zdenek Zeman'la anlaşır. Çek teknik adam Zeman gelmeden önce ise F.Bahçe'ye birkaç yabancı hoca önerilir. Menajer Bayram Tutumlu, başlarda Bobby Robson'un tercümanlığını yapan, sonra da Barcelona B takımının başına geçirilen Mourinho'yu Fenerbahçe yonetimine teklif eder. Tutumlu ve Mourinho, İstanbul'a gelir hatta bir restoranda kebap yedikten sonra ince belli bardakta çayını yudumlayarak F.Bahçe-İstanbulspor maçını izler. Yıldırım ve ekibi ise o dönemler ismi pek duyulmayan Mourinho'yu yetersiz bulur, tercihini Zeman'dan yana kullanır.

Aradan 10 yıl geçer... Zeman'ın ardından Fenerbahçe'nin başına saymakla bitmeyecek kadar teknik direktör gelir. Zamanında ismini beğenmedikleri, tecrübesiz buldukları Jose Mourinho ise saymakla bitmeyecek kadar koleksiyonuna kupa ekler. Dünyanın en büyük takımlarını çalıştırır, en büyük başarılara imza atar. Tartışmasız bir şekilde dünyanın en iyi teknik direktörü payesini elde eder.

Nerden nereye diyor insan...

Not: Fotodaki şapkasız kişi Aurelio'nun da menajerliğini yapan Bayram Tutumlu. Bu fotoğrafları arşivinden çıkartma gereği duymuş. Ne kadar doğrudur bu haber bilemiyorum tabi...

28 Kasım 2010 Pazar

Maradona ve Pele


"Gel lan Mara, gitarın ustasını gör de bir iki şey kap" der gibi bir hali var Pele'nin. Müthiş bir fotoğraf.

Schalke Nereye?


Raul de kurtaramadı bu hafta. Felix Magath, muhtemelen kariyerinin en ağır yenilgilerinden birini aldı. Lige yeni çıkmış olan Kaiserslautern'e 5-0 yenildiler. Geçen hafta Werder Bremen'e 4 tane, bu haftaiçinde de Lyon'a 3 tane sallayınca toparlanma emareleri gözükmüştü, Magath'ın takımları zaten hep geriden gelirler; Schalke düzelir demiştik fakat ligin dibinden kurtulamadılar. Yorgunluk mu, formsuzluk mu yoksa bizzat Magath'ın hatalarından dolayı mı bu durumdalar bilemiyorum fakat şu takımın ligde sondan 4. sırada olması da hiç göze hoş gelmiyor. Hiçbir şey olmasa dahi, kalesinde Neuer gibi bir adam var. Rakitic ve Matip gibi genç yeteneklerin yanında bir efsane Raul var. Huntelaar, Farfan gibi futbolcular var; hepsinden öte başında Magath denen "otorite, disiplin, saha içi organizasyon" gibi kelimelerle özdeşleşmiş bir futbol adamı, bir lider var. Ama sonuç hüsran. Geçen sene şampiyonluğu ve lig kupasını Bayern Münih'e kaptırmışlardı, bu sezona da bomba transferlerle girince şampiyon ihtimallerini fazla görüyordum. Olmadı. Rüya çabuk bitti. Şimdi olmayan hedefler için uğraşacaklar, belki Avrupa bile hayal oldu artık...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Online Sayaç web sites